7589 sayılı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (Kabul Tarihi: 16/7/2026) m.10 ve Anayasa Mahkemesi’nin 22/7/2025 tarihli, E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararı ekseninde bir değerlendirme
1. Giriş
Türk hukukunda para borçlarına uygulanan faizin çerçevesi, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile kurulmuştur. Bu Kanun’un “Kanuni faiz” başlıklı 1. maddesi, tarafların sözleşme ile bir faiz oranı belirlemedikleri hâllerde uygulanacak temel oranı düzenler ve dolayısıyla yalnızca özel hukuk uyuşmazlıklarını değil, idari yargıdaki tazminat davalarını, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme kaynaklı alacakları da doğrudan etkiler.
Yıllarca sabit ve düşük tutulan kanuni faiz oranı, 2019 sonrası yüksek enflasyon ortamında paranın değer kaybını karşılamaktan uzak kalmış; bu durum, alacaklıların mülkiyet hakkı bağlamında ciddi hak kayıplarına yol açmıştır. Anayasa Mahkemesi 22/7/2025 tarihli kararıyla düzenlemeyi “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden iptal etmiş; yasa koyucu da doğacak boşluğu doldurmak üzere 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini yeniden yazarak sabit orana dayalı sistemi terk edip endeksli (dinamik) bir orana geçmiştir.
Bu makalede, değişiklik öncesi mevzuat ve uygulama, kanuni faiz ile temerrüt faizinin uygulama alanları, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri, yeni düzenlemenin getirdikleri, tüm bunların işletmeler açısından taşıdığı önem ele alınmaktadır.
2. Değişiklik Öncesi Mevzuat ve Uygulama
2.1. 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinin eski metni
5335 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle 2005 yılında değiştirilen hâliyle 1. madde şu şekildeydi:
Madde 1 – (Değişik: 21/4/2005 – 5335/14 md.) “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.”
Bu düzenlemenin iki temel özelliği vardı: (i) kanunla belirlenmiş sabit bir taban oran (%12) ve (ii) bu oranı geniş bir aralıkta (bir katına kadar artırma, yüzde onuna kadar indirme) belirleme konusunda yürütmeye tanınan takdir yetkisi.
2.2. Uygulamadaki oran ve zamanla oluşan sorun
Kanuni faiz oranı, uygulamada uzun süre bu takdir yetkisi çerçevesinde düşük tutulmuştur:
- Bakanlar Kurulu’nun 19/12/2005 tarihli kararıyla, 1/1/2006’dan itibaren yıllık %9 olarak uygulanmaya başlanmış ve bu oran uzun yıllar değiştirilmeden korunmuştur.
- 2019 sonrasında enflasyonun ve döviz kurlarının hızla yükseldiği dönemde dahi oran %9’da sabit kalmış; paranın alım gücündeki erime karşısında kanuni faiz sembolik bir düzeye gerilemiştir.
- Ancak 21/5/2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile oran, 1/6/2024’ten itibaren yıllık %24‘e yükseltilmiştir.
Bununla birlikte, döviz kurunun ve enflasyonun ulaştığı seviyeler karşısında %24’lük oranın da paranın değer kaybını karşılamaktan uzak olduğu; sabit orana dayalı sistemin yapısal olarak enflasyona duyarsız kaldığı eleştirileri sürmüştür. İptal başvurusunun zemini de tam olarak bu tablodur.
2.3. Kanuni faiz ile temerrüt faizinin farkı ve uygulama alanları
3095 sayılı Kanun iki temel faiz türünü düzenler; ikisinin uygulama alanı ve dayanak oranı farklıdır:
Kanuni faiz (madde 1): Taraflar arasında faiz oranı sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, kanunen faiz işletilmesi gereken tüm hâllerde başvurulan temel/taban orandır. Başlıca uygulama alanları:
- Haksız fiilden doğan tazminat alacakları,
- Sebepsiz zenginleşmeden doğan iade alacakları,
- İdari yargıda idarenin tazminat borçları (tam yargı davaları), kamulaştırma/kamulaştırmasız el atma bedelleri gibi sözleşme dışı kamu hukuku alacakları,
- Adi (ticari olmayan) işlerde, sözleşmede oran belirlenmemişse temerrüt faizinin de dayanağı (aşağıya bkz.).
Temerrüt faizi (madde 2): Para borcunu vaktinde ödemeyen borçlunun ödemekle yükümlü olduğu gecikme faizidir. İki ihtimale ayrılır:
- Adi işlerde: Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa temerrüt faizi, 1. maddedeki kanuni faiz oranı üzerinden işler. Yani kanuni faizdeki her değişiklik, adi işlerdeki temerrüt faizini de doğrudan etkiler.
- Ticari işlerde: Sözleşme olmasa bile, TCMB’nin bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı daha yüksekse, temerrüt faizi bu TCMB avans oranı üzerinden istenebilir. Bu oran piyasa koşullarına bağlı olduğundan (2024–2025’te %39–49 bandında) ticari temerrüt faizi zaten fiilen yüksek seyretmiştir.
Bu ayrım kritiktir: Ticari temerrüt faizi zaten piyasaya endeksliyken, esas sorun kanuni faize (ve dolayısıyla sözleşme dışı alacaklar ile adi temerrüt faizine) uygulanan düşük sabit oranda düğümlenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin müdahale ettiği ve yeni düzenlemenin dönüştürdüğü alan da tam olarak burasıdır.
3. Anayasa Mahkemesi’nin 22/7/2025 Tarihli, E.2024/24, K.2025/164 Sayılı Kararı
3.1. Başvurunun kaynağı
Karar, soyut norm denetimi değil, itiraz (somut norm denetimi) yoluyla verilmiştir. Kahramanmaraş 3. İdare Mahkemesi, deprem nedeniyle yıkılan bir taşınmaz sebebiyle uğranılan zararın tazmini talebiyle açılan bir tam yargı davasında, 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki kanuni faiz oranının Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle iptali için başvurmuştur. Karar, 1/12/2025 tarihli ve 33094 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
3.2. İptalin kapsamı ve gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, 1. maddeyi yalnızca “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Temel gerekçeler:
- Paranın ekonomik değeri: Para, bir değişim aracı olmasının yanında sahibine kazanç sağlayan ekonomik bir değerdir; enflasyon karşısında bu değerin korunması gerekir.
- Enflasyona duyarsız sabit oran: 2019 sonrası yaşanan yüksek enflasyona rağmen kanuni faizin uzun süre düşük ve sabit tutulması (%9, sonrasında %24), alacağın gerçek değerini koruyamamış; alacaklı, kusuru olmadığı hâlde paranın değer kaybını üstlenmiştir.
- Mülkiyet hakkı ihlali (m.35): Sözleşme dışı borç ilişkilerinde alacaklının, faiz oranını belirleme imkânı bulunmadığından (tarafların iradesiyle sözleşmedeki gibi düzeltilemez), düşük kanuni faiz doğrudan mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale oluşturur.
- Etkili başvuru ve devletin pozitif yükümlülüğü (m.40 ve m.5): Alacaklının hakkına gerçekten kavuşmasını sağlayacak, paranın enflasyon karşısındaki değer kaybını önleyen etkin bir mekanizmanın bulunması, devletin pozitif yükümlülüğü kapsamındadır.
3.3. Yürürlüğün ertelenmesi ve karşı oy
Mahkeme, iptal hükmünün derhâl yürürlüğe girmesi hâlinde doğacak yasama boşluğunun kamu yararını zedeleyeceğini dikkate alarak, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Bu erteleme, yasa koyucuya yeni bir düzenleme yapması için süre tanımıştır (fiilen 2026 sonbaharına denk gelen bir süre).
Kararda bir karşı oy da yer almıştır. Karşı oyda özetle, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinin (temerrüt faizini aşan munzam/aşkın zarar tazmini) zaten alacaklıya paranın değer kaybını telafi imkânı verdiği; dolayısıyla 1. maddenin tek başına etkin bir mekanizmadan yoksun sayılamayacağı ve iptal edilmemesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Önemli nokta: İptal, sözleşme dışı ilişkilerle sınırlıdır. Sözleşmeden kaynaklanan borçlarda taraflar oranı serbestçe belirleyebildiği, ticari işlerde ise piyasaya endeksli avans oranı devrede olduğu için bu alanlarda aynı anayasal sorun tespit edilmemiştir.
4. 7589 Sayılı Kanun m.10 ile Getirilen Yeni Düzenleme
Yasa koyucu, iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce boşluğu doldurmak üzere, 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 1. maddeyi bütünüyle yeniden yazmıştır. Yeni metin:
Madde 1 – “11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”
4.1. Yeni sistemin özellikleri
Sabit oran + yürütme takdiri modeli terk edildi. Artık kanunla belirlenmiş bir “%12” tabanı ve Cumhurbaşkanı’nın geniş takdir yetkisi yoktur. Onun yerine, doğrudan piyasa/merkez bankası verisine endeksli, otomatik işleyen bir formül benimsenmiştir.
Referans oran: TCMB’nin, bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı.
Kanuni faiz oranı = referans reeskont oranının %80’i.
Yıl içi güncelleme mekanizması: 30 Haziran itibarıyla reeskont oranı, referans alınan 31 Aralık oranından 5 puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısı (temmuz–aralık) için 30 Haziran’daki yeni oranın %80’i uygulanır. Bu, yıl içinde oranların hızla değiştiği dönemlerde faizin gerçek koşullardan kopmasını engellemeye yöneliktir.
Kanuni dayanaklar güncellendi: Eski metindeki “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu” ibaresi, yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na atıfla yenilenmiştir.
4.2. Somut oran örneği
TCMB reeskont (iskonto) oranı, 2025 yıl sonunda yaklaşık %38,75 düzeyindeydi. Yeni formüle göre:
31 Aralık reeskont oranı ≈ %38,75 → Kanuni faiz ≈ %31 (0,80 × 38,75)
Karşılaştırma için: aynı alacak, eski sistemde 1/6/2024 öncesinde %9, sonrasında %24 kanuni faize tabiydi. Yeni düzenleme, sözleşme dışı alacaklarda faiz getirisini/yükünü önceki döneme kıyasla belirgin biçimde yükseltmektedir. (Kesin oran, ilgili yılın 31 Aralık ve varsa 30 Haziran reeskont oranlarına göre her yıl güncellenecektir; bu makaledeki rakam örnek niteliğindedir.)
4.3. Yürürlük
7589 sayılı Kanun’un 26. maddesine göre, bazı maddeler (m.11, 12 ve 22) yayımdan üç ay sonra yürürlüğe girecek olsa da, m.10 (kanuni faiz değişikliği) için özel bir erteleme öngörülmemiştir; bu madde Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Uygulamada tarih tutarlılığı açısından, Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihin ayrıca teyit edilmesi yerinde olur.
5. İşletmeler (Tacirler) Açısından Önemi
5.1. Önce netleştirelim: Değişiklik tacirin hangi faizini etkiler?
3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi, başlığı “kanuni faiz” olmakla birlikte teknik olarak anapara (kapital) faizini düzenler. Yani bu oran, bir para borcuna —borçlunun temerrüde düşmesinden bağımsız olarak— kanunen faiz işletilmesi gereken hâllerde ve oran sözleşmeyle belirlenmemişse uygulanacak taban orandır. Tacir açısından yapılması gereken kritik ayrım şudur:
- Tacirin en sık karşılaştığı durum olan ticari borçların gecikme (temerrüt) faizi, bu değişiklikten kural olarak etkilenmez. Çünkü ticari işlerde temerrüt faizi, 3095 m.2/2 uyarınca kanuni faize değil, TCMB’nin kısa vadeli avans faiz oranına bağlıdır. Avans oranı (2025 sonunda ~%39–42), yeni kanuni faizden (~%31) yüksek olduğu sürece, tacirin ticari alacağını geç tahsil ettiği hâllerde uygulanan oran aynı kalır.
- Değişikliğin tacir için asıl sonucu iki alanda ortaya çıkar: (a) anapara faizinde oran boşluğu ve (b) sözleşme dışı alacak ve borçlar.
5.2. Yeni kanuni faiz, tacirin hangi işlerine uygulanır?
A) UYGULANIR — oran ~reeskontun %80’i (≈ %31):
(1) Ticari işlerde anapara faizi — oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa. TTK m.8/1 ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenmesine izin verir; oran belirlenmemişse TTK m.9 yollamasıyla 3095 m.1 (yeni kanuni faiz) devreye girer. Ayrıca ticari işlerde, adi işlerin aksine, faiz açıkça kararlaştırılmasa dahi anapara faizine hak kazanılır (TTK m.10). Başlıca hâller:
- Tacirler arası ödünç (karz) sözleşmesinde faiz oranı yazılmamışsa,
- Cari hesapta uygulanacak faiz oranı belirlenmemişse,
- Vadeli mal/hizmet satışında sözleşmede vade farkı/faiz oranı kararlaştırılmamışsa (vadeye kadar işleyecek anapara faizi),
- Fatura veya senette faiz oranına yer verilmemiş hâllerde.
(2) Sözleşme dışı (haksız fiil, sebepsiz zenginleşme) alacak ve borçlar. Bu ilişkilerde oran taraflarca belirlenemeyeceğinden doğrudan kanuni faiz uygulanır. Anayasa Mahkemesi’nin işaret ettiği ve yeni oranın en çok fark yarattığı alan burasıdır. Başlıca hâller:
- İşletmenin uğradığı haksız fiil zararlarının tazmini (malına, tesisine veya ticari itibarına verilen zarar vb.),
- Sebepsiz zenginleşmeden doğan iade alacakları,
- İdareye karşı açılan tam yargı davaları (idari eylem/işlemden doğan tazminat) ile kamulaştırma / kamulaştırmasız el atma bedelleri.
B) UYGULANMAZ / DEĞİŞMEZ:
- Ticari temerrüt (gecikme) faizi: 3095 m.2/2 gereği TCMB avans oranına tabidir; avans oranı yüksek kaldığı sürece bu alanda değişiklik yoktur.
- İşletmeler arası (B2B) mal ve hizmet tedarikinde geç ödeme faizi: TTK m.1530’daki özel rejime tabidir; bu oran da ticari temerrüt (avans) faizine endeksli olduğundan kanuni faiz değişikliğinden etkilenmez (ayrıntı için bkz. 5.3).
- Faiz oranının sözleşmeyle açıkça kararlaştırıldığı haller: Akdi (sözleşmesel) faiz uygulanır; kanuni faiz yalnızca oran boşluğunu doldurur.
- Kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe) temerrüt faizi: Kural olarak avans oranı uygulanır.
- Yabancı para borçları: 3095 m.4/a’daki ayrı rejime tabidir (devlet bankalarının ilgili döviz cinsinden bir yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz).
- Amme (kamu) alacakları: Vergi, SGK primi ve benzeri kamu alacaklarında gecikme zammı ve tecil faizi 6183 sayılı Kanun’a göre belirlenir; 3095 kanuni faizi bu alacaklara uygulanmaz. (Karışıklığı önlemek için: idareye karşı tazminat davasındaki faiz kanuni faizdir; ancak vergi/kamu alacağının gecikme faizi 6183 rejimindedir.)
Özetle: Tacirin ticari alacağını geç tahsil ettiği durumlarda (ticari temerrüt faizi ve B2B mal/hizmet tedarikinde TTK m.1530 rejimi) pratikte bir değişiklik yoktur. Değişiklik esas olarak oranı kararlaştırılmamış anapara (vade içi) faizinde ve sözleşme dışı tazminat/iade alacaklarında hissedilir.
5.3. Özel ve en yaygın rejim: TTK m.1530 – İşletmeler arası (B2B) mal ve hizmet tedarikinde geç ödeme
Tacirin geç ödemeyle günlük hayatta en sık karşılaştığı ilişki, iki ticari işletme arasındaki mal ve hizmet tedarikidir (faturaya bağlı satış, taşeron/hizmet bedeli vb.). Bu alanda 3095’in genel hükümleri değil, TTK m.1530’daki özel ve koruyucu rejim önceliklidir. Hüküm, tedarik zincirinde satıcıyı/tedarikçiyi —özellikle KOBİ’leri— güçlü alıcı karşısında korur ve emredici niteliktedir.
Öne çıkan unsurlar:
- Kapsam: Yalnızca iki ticari işletme arasındaki mal/hizmet tedariki sözleşmeleri. Bir işletme ile kamu kuruluşu arasındaki sözleşmeler bu hükmün kapsamı dışındadır.
- İhtarsız temerrüt (m.1530/2): Sözleşmedeki ödeme gününde/süresinde ödenmezse borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer; ödeme günü kararlaştırılmamışsa, faturanın (veya eşdeğer ödeme talebinin) tesliminden itibaren otuz günün sonunda temerrüt kendiliğinden gerçekleşir.
- Oran ve asgari giderim (m.1530/7): Sözleşmede oran belirlenmemiş veya faiz alınmayacağına ilişkin şart geçersiz sayılmışsa, TCMB’nin her yıl ocak ayında ilan ettiği oran uygulanır. Bu oran, 3095’teki ticari temerrüt (avans) faizinden en az 8 puan fazladır. Ayrıca alacaklı, ispat gerekmeksizin fatura başına asgari giderim (tahsil masrafı) tutarını talep edebilir.
- 2026 yılı için: temerrüt faizi yıllık %43, asgari giderim 2.020 TL (2 Ocak 2026 tarihli ve 33125 sayılı RG Tebliği). Karşılaştırma için, bu oran 2025 yılında %53,25 idi.
- Emredici koruma (m.1530/6): Gecikme faizi ödenmeyeceğini ya da ağır derecede haksız sayılacak kadar düşük faiz/uzun ödeme süresi öngören sözleşme şartları geçersizdir; geçersizlik hâlinde yukarıdaki TCMB oranı devreye girer.
- Bileşik faiz yasağı: Temerrüt faizine ayrıca faiz yürütülemez (TBK m.121/3); hesaplama basit faizle yapılır.
Kanuni faiz değişikliğiyle ilişkisi: TTK m.1530 oranı, 3095’in ticari temerrüt (avans) faizine endeksli olduğundan, 1. maddedeki kanuni faiz değişikliğinden etkilenmez. Dolayısıyla işletmenin B2B mal/hizmet tedariki alacaklarındaki geç ödeme faizi bakımından yeni düzenleme bir değişiklik getirmez; bu alanda belirleyici olan, TCMB’nin her ocak ilan ettiği m.1530 oranıdır. Bu ayrım, sözleşme dışı tazminat alacakları (kanuni faiz) ile tedarik alacakları (TTK m.1530) arasındaki farkın doğru kurulması bakımından önemlidir.
5.4. Pratik sonuçlar
- Alacaklı iken: Özellikle idareye karşı tam yargı davaları, kamulaştırma bedelleri ve haksız fiil tazminatları gibi sözleşme dışı alacaklarda faiz getirisi belirgin biçimde arttı. Bu, alacağın reel değerinin korunmasını güçlendirir ve bu tür alacakların dava yoluyla takibini ekonomik olarak daha anlamlı kılar.
- Borçlu iken: Aynı kalemlerde (aleyhe tazminat, sözleşme dışı yükümlülükler) geç ödemenin ve uzayan yargılamanın maliyeti yükseldi; bu, ihtilafların erken ve uzlaşma yoluyla çözülmesini teşvik eder.
- Sözleşme pratiği: Ticari sözleşmelerde faiz oranının açıkça yazılması eskisinden daha kritiktir. Oran boş bırakılırsa artık daha yüksek ve dinamik kanuni faiz devreye girer; bu nedenle anapara faizi, vade farkı ve faiz başlangıç tarihlerinin sözleşmede netleştirilmesi önerilir.
- Finansal raporlama: TFRS / BOBİ FRS kapsamında, sözleşme dışı ihtilaflara ilişkin dava karşılıklarının (provizyonların) ve lehe alacak faiz projeksiyonlarının yeni orana göre gözden geçirilmesi gerekebilir. Faiz oranındaki artış, aleyhe sonuçlanma olasılığı bulunan davalarda tahmini nakit çıkışını ve ayrılacak karşılık tutarını artırabilir.
- Öngörülebilirlik ve takip yükü: Endeksli oran faiz riskinin daha isabetli öngörülmesini sağlar; ancak oran her yıl 31 Aralık reeskontuna göre (gerektiğinde 30 Haziran güncellemesiyle) değişeceğinden, muhasebe ve hukuk birimlerinin geçerli oranı dönemsel olarak izlemesi gerekecektir.
6. Sonuç ve Öneriler
3095 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki değişiklik, yıllardır süregelen bir yapısal sorunu —kanuni faizin enflasyon karşısında erimesini— gidermeye yönelik köklü bir dönüşümdür. Anayasa Mahkemesi’nin 22/7/2025 tarihli kararı bu dönüşümün hukuki tetikleyicisi olmuş; yasa koyucu, iptalin öngördüğü dokuz aylık süre içinde sabit orana dayalı sistemi terk ederek reeskont oranına endeksli, dinamik bir formül getirmiştir.
İşletmeler açısından öne çıkan pratik adımlar:
- Ticari sözleşmelerde temerrüt faizi ve gecikme bedeli hükümlerinin, kanuni faizin artık daha yüksek ve değişken olduğu gerçeği ışığında güncellenmesi.
- Finansal tablolarda dava karşılıkları ve alacak/borç faiz projeksiyonlarının yeni orana göre revize edilmesi.
- Geçerli oranın takibi için 31 Aralık ve (gerekirse) 30 Haziran reeskont oranlarının dönemsel olarak izlenmesi.
Kaynakça (özet)
- 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m.10 (Kabul Tarihi: 16/7/2026).
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun, m.1 ve m.2.
- Anayasa Mahkemesi, E.2024/24, K.2025/164, T. 22/7/2025 (RG: 1/12/2025, S. 33094).
- 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (RG: 21/5/2024, S. 32552).
- TCMB Reeskont ve Avans İşlemlerinde Uygulanacak Faiz Oranları tebliğleri (2024–2025).
Bu metin genel bilgilendirme amaçlı bir değerlendirme olup, somut olaylara ilişkin hukuki veya mali görüş niteliği taşımaz. Uygulamada dosya bazında geçerli oranların ve Kanun’un Resmî Gazete yayım tarihinin teyit edilmesi önerilir.
Saygılarımızla.
Vergist Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.
